Tomris uyar kimdir öyküleri aşkları ve evlilikleri

0 13

Google’dan Tomris Uyar için doodle hamlesi! İkinci Yeni güzeli Tomris Uyar’ın 79. yaş günü! Tomris Uyar’ın hayatı ve aşkları… Cemal Süreya, Ülkü Tamer, Edip Cansever…

İKİNCİ YENİLERİN BÜYÜK AŞKI,  ADINA ŞİİRLER YAZDIRAN KADIN… TOMRİS UYAR

İkinci Yeniciler şiirlerini kağıda dökerken Tomris Uyar’a olan aşklarını düşleyerek yazdılar. Edebiyatımızın en büyük şairlerini kendine aşık eden Tomris, İkinci Yeni akımının temellerini atacağını ve tarihe ışık tutacağının farkında değildi… Her zaman hayatın ciddiye alınacak bir yanı olmadığından bahseden öykü yazarı ve çevirmen olan Tomris Uyar’ın hayat hikayesidir.

Başarılı bir öykü yazarı olan kadın! Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever isimlerinin ortak noktası…

Çocukluğu ve eğitim zamanı

Tomris Uyar, 15 Mart 1941’de, Celile Hanım ve Ali Fuat Bey’in kızı olarak doğdu. Annesi de babası da hukukçuydu. İkisi de edebiyata ayrı düşkündü. Babasının şiir kitapları ve annesinin çevirileri arasında geçen, şaşılmayacak bir sona doğru giden enfes bir çocukluktu onunki.

Eğitim hayatı Taksim’de açılan Yeni Kolej’de başladı. Ortaokulu ise, İngiliz High School’da okudu. Ardından Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ne gitmeye başladı ve oradan 1961 yılında mezun oldu. Üniversite hayatı ise İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde geçti. Tercihinde etkili olansa, öykü yazmayı çok sevmesiydi.

Öykü yazmaya gönül vermesi

Tomris’in içine ilk öykü yazma isteği düştüğünde lise zamanıydı. Çocukluğundan beri ailesinin edebiyata olan düşkünlüğü onun da içine işlemişti.

Tüm lise ve üniversite yıllarını, ilk öykü denemeleriyle geçirdikten sonra Tomris bu sefer de çeviri denemelerine başladı. Öykü yazmaya profesyonel bir şekilde başlamadan önce Türkçeye en ince ayrıntısına kadar hakim olmak istiyordu. Çeviriler yapmak onun için bu yolun ilk adımlarıydı.

1962 yılında üniversite öğrencisiyken ilk çevirisi Şekerden Bebek’i (Tagore) tamamladığında, bu çeviri İkinci Yeni Akımı’nın meşhur dergisi Varlık’ta yayımlandı. Tomris, aileden gelen sevgiyle bir edebiyat tutkunu, bir öykü sevici, nice güzel işler yapacağının muhakkak farkında olmalıydı…

Tomris Uyar evlendi

Ülkü Tamer’e gönlünü kaptırmıştı. Onların bu aşkı, kolejde başlamıştı. Şair Ülkü Tamer ile kısa sürede aşık olup evlendiler; çok gençtiler. Artık o, Tomris Tamer’di. İlk çevirisini gerçekleştirdiği sırada da Tomris Tamer’di…

Tamer çiftinin dünyalar güzeli bir kızı oldu. Ona Ekin ismini verdiler. Ancak Ekin henüz birkaç aylıkken sütten boğuldu. Aşkları da bir daha toparlanamadı. Onları ayıran bu talihsiz olay derinden etkilemişti…

Tomris, Cemal Süreya ve Ülkü Tamer beraber Papirüs dergisini kurdular. Deneme, eleştiri gibi yazılarını da Varlık, Yeni Dergi, Soyut gibi dönemin önde gelen dergilerinde yayımladı.

Tomris, evliliği sırasında “Kristin” adını verdiği, yayımlanacak ilk öyküsünü yazdı ve bu öykü, 1965’te Türk Dili’nde yayımlandı. Onun için çok büyük bir adımdı.

“Suya Yazılı” adını verdiği ilk öykü dosyasını ise, 1967’de tamamladı. Dosyanın kaderini belirleyen bir ad seçtiğini bilse, yine de bu adı koyar mıydı acaba? Bu öykü dosyasının tek kopyası, Papirüs Dergisi’nde çıkan yangında kül oldu. Geriye elinde sadece “Kristin” kalmıştı.

Kuşkusuz bu tarifi olmayan bir hayal kırıklığıydı. Aynı yangında Dos Passos’un “USA” çevirisinin 100 sayfası da yanmıştı. Tomris ne öykülerini ne de çevirisini yeniden yazmayı düşündü. O, pişmanlık ya da hayal kırıklığına pabuç bırakmayacak kadar güçlü bir karakterdi. Her zaman şöyle derdi: “Yaptığı işi çok ciddiye alan insanlar için üzülürüm. Bir şeyi ciddi yapan bir insanın bir de kişisel bir ağırlık taşıması gerekmez”.

Bu yangın onu durduracak kadar güçlü değildi ve öykülerini yazmaya devam etti. Suya Yazılı’nın ardından yayımladığı ilk kitabına “İpek ve Bakır” adını verdi. Yazdığı öykülerden, 10 öykü derlemesinden oluşan “Yürekte Bukağı” ile 1979’da, “Yaza Yolculuk” ile de 1986’da Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazandı. Günlüklerini de “Gündökümü” başlığı ile yayımladı…

İkinci Yeni’nin büyük aşkı, bir akımın ilham kadını

Tomris, hiç şiir yazmadı. Ancak İkinci Yeni akımının gözde şairlerinin en özel ilham kaynağı oldu. Duymuşsunuzdur, Tomris Uyar için “Bir akımın ilham kadını” denir. Ne doğru bir tespit aslında. Nasıl taşımış bunca aşkın yükünü yüreğinde.

Önce Cemal Süreya, sonra Turgut Uyar ile fırtınalı bir aşk yaşayacak ve bu durum edebiyata kalan bir sürü şiir… Bunun yanında Edip Cansever’in hayranlığı da yadsınamayacak derecede sürecekti. Tomris Uyar, okuduğumuz şiirlerin sebebi, baş rolü olacaktı…

CEMAL SÜREYA VE TOMRİS UYAR AŞKI

Ankara’da, Sanatseverler Derneği’nde tanıştılar. İkisi de evliydi. Cemal süreya, Tomris’in keşfedilmeye değer olduğunu düşünüyordu. Şimdilik tek bildiği Ülkü Tamer’le olan evliliği ve edebiyata düşkün olduğuydu.

İkisi de eşinden boşanmış ve 3 yıl sürecek ihtiraslı bir aşka tutulmuşlardı. Cemal Süreya bir başka seviyordu Tomris’i. Her akşam hiç zaman eve dönüyor, arkadaşlarıyla buluşmak aklına bile düşmüyordu. Tomris, onun tüm dünyası olmuştu. Öyle düşkündü ki kadınına, her şeyin fazlası zarar olacaktı.

Tomris bir akşam Cemal Süreya’ya bu halinden duyduğu rahatsızlığı açtı. Biraz gezip dolaşmasını, arkadaşlarıyla buluşmasını teklif etti. Bir ilişkinin sağlığı, sosyal hayatın sağlığından geçiyordu. Bu konuşmanın üzerine Cemal Süreya ertesi akşam geç geldi; bir sonraki akşam da. Tomris, tam Cemal’in durumu kavradığını düşünüyordu ki, bir akşam pencereden dışarı bakarken apartman girişinde, arkadaşlarıyla buluşmada (!) olan Cemal Süreya’yı görmüş. Cemal Süreya, Tomris’in kendisiyle konuştuğu zamanın dolmasını bekliyormuş… Tomris ise, bu durumun adını koymuştu: Şahsiyet Rötarı.

Bunun gibi ne çok anı biriktirdikleri, en çok Cemal Süreya’nın aşkı ile dolu bir ilişki yaşadılar. Cemal Süreya, en güzel şiirlerini Tomris için yazdı. Ancak gün gelip de ayrılık vakti geldiğinde, büyük aşkına kendisi hakkında hiçbir şekilde konuşmayacağını söyledi.

Bu konuyla ilgili ikisi de hiç konuşmadı. Eşlerinden birbirleri için boşandıkları yazılsa ya da düşünülse de, bu konu hakkında hep sustular.  Tomris, kendisine Cemal Süreya sorulduğunda şöyle anlatmıştı: “Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. ‘Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikâyen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim; benim ağzımdan kimse duymayacak’ dedi ve doğrusu hiç yazmadı”. 

Cemal Süreya’nın aşkını döktüğü şiirlerden biri şöyleydi:

“Ayışığında oturduk

Bileğinden öptüm seni

Sonra ayakta öptüm

Dudağından öptüm seni

Kapı aralığında öptüm

Soluğunda öptüm seni

Bahçede çocuklar vardı

Çocuğundan öptüm seni

Evime götürdüm yatağımda

Kasığından öptüm seni

Başka evlerde karşılaştık

İliğinden öptüm seni

En sonunda caddelere çıkardım

Kaynağından öptüm seni…”

Turgut Uyar ve Tomris Uyar 

Turgut Uyar ile tanışmasını  bu sözlerle anlattı:

 “1966 yılıydı, zaten Cemal Süreya ile ayrılma noktasına gelmiştik. O da eşinden ayrılmıştı. İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla beraber. İstanbul’da tanıştık. Asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı. Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… Ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. Yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu”.

 

TURGUT UYAR’A DELİ DİVANE OLAN TOMRİS

Bu aşk, Tomris Uyar’ın en uzun ilişkisiydi; evleneceklerdi de.  Bu kez başka değil, bambaşkaydı. Turgut Uyar’ın kendisine duyduğu aşkından, “Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım”  diye bahsediyordu.

Sahiden de yoruldu Tomris. Onun sadece dünyaya açılan penceresi olmadığının, artık bir parçasına dönüştüğünün farkındaydı. Yine de bu aşk, soluksuz sürmeye devam etti. Tomris, Turgut Uyar’ın Göğe Bakma Durağı’nda soluksuz beklediği, soluksuz sevdiğiydi.

TURGUT UYAR İLE EVLİLİKLERİ

1969 tarihinde evlendiler ve Hayri Turgut adını verdikleri oğulları dünyaya geldi. Ne olursa olsun bu aşk da fırtınalı geçti. Bu ikisinin de sanatçı olmasından kaynaklanıyor olmalıydı. 1985’te, Turgut Uyar bu dünyadan ayrılanan kadar bu aşk devam etti.

TURGUT UYAR’IN AŞKININ SATIRLARA DÖKÜLMESİ, TOMRİS’E OLAN AŞKIYDI HER ŞEY…

Edip Cansever ise Tomris Uyar’a karşı hayranlık besliyordu.

Edip Cansever Turgur Uyar’ın en yakın dostu olmasına rağmen Tomris’e karşı büyük bir hayranlık besliyordu!

Bu hayranlık, edebiyat dünyasının çok yakından bildiği ancak üzerinde durmadığı bir gizli hayranlıktı. Her yıl devamlı olarak 15 Mart’ olan Tomris’in yaş gününde bir şiir yayımlıyor, bıkmadan usanmadan ona karşı olan hayranlığını anlatıyordu.

Tomris ise, Edip Cansever hakkında “Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana”  bahsediyordu.

Böyleydi işte, Edip Cansever’in deyimiyle Tomris rakıyı severdi, Edip de onu. Yıllarca sessizliğini koruyan Tomris, ölümünden kısa bir süre önce Edip’in kendisini daha çok etkilediğini itiraf ediyordu. Yine de eleştirmen tavrını bir kenara bırakamadan, “Daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. Tekrarı seven bir şair…” olarak tanımlayacaktı Edip Cansever’i.

Edip Cansever, şiirlerinden birisinde Tomris’e sonsuz hayranlığını bir şiirinde şöyle bahsediyordu…

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet’nin
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
Öyle kısaydı ki adımların
Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
Ölçülür ve denk düşerdi ancak
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Yok bir yanıtın ”nereye” diyenlere

Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
Hani Etiler’den Hisar’a insek bile
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar
Mutfağın mutfak olalı böyle
Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı
Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene
Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
Oysa güneş pek batmadı senin evinde
Söyle
Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.

TOMRİS UYAR’IN ÖLÜMÜ…

Tomris, öyküleri ve şiirlere sebep aşkları, dostlukları ile dolu dolu altmış iki yıl geçirdi. Ancak 62 yaşında yakalandığı yemek borusu kanseri onu sonunda soluksuz bıraktı ve Tomris Uyar 4 Temmuz 2003’te ardında sonsuz güzellikler bırakarak hayata gözlerini kapadı.

Acaba benim için yazılsaydı bunca şiir onun kadar nesnel bakmayı başarabilir miyim diye düşünüp durdum yazı boyunca. Hiçbir şey ciddiye alınmamalı diyordu bir yandan Tomris Uyar. Bir yandan adına nice şiirler yazılıyordu ve bir yandan da, o aslında evladını kaybetmiş, üstüne bu sebepten evliliğini yitirmiş acılı bir kadındı. Yazmak da ilham kaynağı olmak da hayatının ayrılmaz bir parçasıydı, evet. Ama acaba madalyonun bir de öteki yüzü vardı da, Tomris Uyar, acısından yazarak kaçıyor ve ünlü şairlerin ilham kaynağı olmaktan mı besleniyordu. Oysa okuduğu şiirler kendine yazılıyordu ve o, bir tanesini dahi okurken kibre ve gurura kapılmayı düşünmemişti.

İşte tüm bunlardan mütevellit, iyi öyküleri, İkinci Yeni Şiiri’ne yadsınamaz katkısı ile sıra dışı bir kadın, Tomris Uyar geçti bu dünyadan…

79. YAŞ GÜNÜNDE SEVGİ VE BİZE, EDEBİYATIMIZA BU KADAR GÜZEL ŞİİRLER, YAZILAR BIRAKTIĞI İÇİN SAYGI İLE ANIYORUZ…

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.