Rodos adası nerededir tarihi ve özellikleri

0 13

RODOS, Onikiada’nın güney-doğu ucunda yunan adası, bu takımadaların en büyüğü; 1 400 km2; Meis adası hariç Türkiye kıyılarının en yakın noktası olan Bozburun Yarımadası’ndan 18 km mesafededir. Adanın 2019 nüfusu 130.000 kişidir.Bunun 55.000’i Rodos şehrinde yaşamaktadır.Yönetim merkezi Rodos. Kuzeydoğudan dan güneybatıya ya doğru 77 km boyunca uzanan bu adanın en yüksek yeri Atavyros tepesidir (1 215 m). Ekonomisi turizme dayanır. Havalimanı, yolcu trafiği bakımından Yunanistan’ın ikinci büyük havalimanıdır.

—Tarihçesi: Uzun süre yunan egemenliğinde kalan ada, Hellenistik dönemde gelişerek bir kültür ve sanat merkezi oldu. Roma yö­netimine girdi (İ.S. 53). Müslüman Arap- lar’ca Bizanslılar’dan alındı (645). Yeniden Bizanslıiar’ın eline geçti (717). Menteşe- oğlu Mesut Bey adanın önemli bir bölü­münü ele geçirdiyse de (1300) BizanslI­lar Rodos’a yeniden egemen olmayı ba­şardılar (1308). Saint-Jean şövalyelerinin istilasına uğrayarak onların adada kurduk­ları Haçlı devletinin yönetimine girdi (1309). Osman l’in Rodos’u şövalyelerden almak için düzenlediği sefer başarısızlıkla so­nuçlandı (1310).

Bundan sonra Rodos ka­lesi başkent olmak üzere adaya iyice yer­leşen şövalyeler, korsanlık yaparak os- manlı deniz ticaretini baltalamaya, türk ge­milerine saldırıp yağmalamaya başladılar. Böylece Onikiada (Rodos, Khalkis [Her­ke], Tilos [İlkil], Nişsyros [İncirliada], Kos [İstanköy], Leryos [İleryoz], Symi [Sömbe- ki], Kalimnos [Kelemez], Patmos [Batnos], Astypalea [Astropalya], Karpathos [Kerpe], Kassos [Çoban]) ile Anadolu kıyısın­daki Bodrum (Halikarnassos) kalesinden oluşan 13 parça toprak üzerinde kurul­muş bulunan Rodos Haçlı devleti, İstan­bul’un Türkler tarafından fethedilmesin- den (1453) sonra papa Calixtus lll’ün baş­kanlığında Macaristan, Aragön, Fransa krallıkları, Bourgogne düklüğü, Ceneviz ve Venedik cumhuriyetlerinden meydana ge­len Hıristiyan ittifakına katılınca, Fatih Sul­tan Mehmet donanma komutanı Hamza Bey’i Rodos seferiyle görevlendirdi (1455).

Ancak, bu görevinde başarılı olamayan Hamza Bey azledilerek yerine Has Yunus Bey getirilirken, Rodos şövalyeleri de yıl­lık haraç verme koşuluyla barış yapmak zorunda kaldılar. Daha sonra Rodos şö­valyelerinin artık yıllık haraç ödemeyecek­lerini bildirmeleri üzerine vezir Mesih Pa­şa 160 parça savaş gemisinden oluşan bir donanma ve 100 bin kişilik bir kara ordu­suyla Rodos seferine çıktı (1480). Rodos kalesini karadan ve denizden kuşatan Türkler, iki ay süren şiddetli savaşlar so­nunda kente girdilerse de Mesih Paşa yağmayı yasakladığını ve tüm malların Hazinei hümayun’a ait olduğunu duyu­runca, asker arasında baş gösteren hoş­nutsuzluktan yararlanan şövalyeler, karşı saldırıya geçerek kentle kalesini geri al­dılar. Püskürtülen türk kuvvetleri gemile­rine binip adadan ayrılmak zorunda kal­dılar.

Ağabeyi Bayezit II ile taht kavgasına gi­rişen Cem Sultan’ın yenildikten sonra bu adaya sığınması (1482), Rodos’a uluslar­arası boyutlarda bir önem kazandırdı. Pa­zarlığa giriştikleri Bayezit ll’yi kardeşini serbest bırakmama karşılığında kendile­rine her yıl büyük miktarda bir para öde­me zorunluğunda bırakan Rodos şöval­yeleri, daha sonra Cem Sultan’ı Papalık makamına satarak Rodos’tan Fransa’ya, oradan da İtalya’ya gönderdiler (1488). Haliç tersanesinde büyük savaş gemileri yaptırarak türk donanmasını güçlendiren Yavuz Sultan Selim, Suriye ile Mısır’ı fet­hettikten sonra İstanbul-İskenderiye deniz yolu üzerinde bir korsan yatağı gibi kalan ve osmanlı kıyılarının güvenliği açısından öteden beri önemli bir tehlike oluşturan Rodos Haçlı devletini ortadan kaldırmak için Rodos seferine çıkmaya hazırlandıy- sa da sonradan bundan vazgeçip ikinci bir İran seferinin hazırlıklarına girişti (1518). Kanuni’nin Rodos* seferi (1522-1523) so­nucunda Türkler’in eline geçen adada varlığına son verilen Rodos Haçlı devleti, yerini osmanlı yönetimine bıraktı.

Türk egemenliğinde önce Kaptanpaşa* eyale­tinin yönetim birimlerinden biri olan Ro­dos, sonradan Kaptanpaşa eyaletinin ye­ni bir düzenlemeyle Cezair-i Bahr-i Sefid eyaletine dönüştürülmesi üzerine (1867) mutasarrıflık, ardından da Cezair-i Bahr-i Sefid vilayetinin merkezi (1876) oldu. 1911 -1912 Tûrk-İtalyan savaşı sırasında Rodos öteki 11 ada ile birlikte İtalyan deniz kuv­vetlerince işgal edildi. Balkan* savaşı’nın başlaması üzerine İtalya ile yapılan Uşi* (Ouchy) antlaşması (15 ekim 1912) uyarın­ca Türkler’in Trablusgarp ve Bingazi’den çekilmelerine karşılık italyanlar da Oniki- ada’yı boşaltmayı kabul ettiler. Ancak, Bal­kan savaşı’nın türk ordusu için bir bozgu­na dönüşmesi, bu arada yunan donan­masının Cezair-i Bahr-i Sefid’in öteki ada­larını işgal etmesi, boşaltma işini aksattı; ayrıca Babıâli de adaların İtalyan işgalin­de kalmasını kendi güvenliği açısından gerekli bir önlem olarak gördü.

Birinci Dünya savaşı’nda (1914-1918) Osmanlı devletinin karşısında yer alan İtalya, Uşi antlaşması’nın geçersiz kaldığını bildire­rek Rodos ile öteki 11 adayı kendi toprak­larına kattığını resmen duyurdu. Türkiye, Rodos üzerindeki egemenlik hakkından Lozan* antlaşması’nda vazgeçti (1923). İkinci Dünya savaşı’nda önce Almanlar, sonra da ingilizler (1945) tarafından işgal edilen Rodos, Paris antlaşması’yla (1947) Onikiada*’nın bir parçası olarak Yunanis­tan’a devredildi (1948)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.